Didyma, Miletos ve Priene, Aydın ilindeki üç antik yerdir ve her biri farklı bir iş görür. Didim ilçesindeki Didyma kent değil bir kutsal alandı; antik çağın en büyük İyon tapınaklarından biriyle Apollon'un kehanet merkeziydi. Yine Didim'de, Balat köyü yakınındaki Miletos, denizini yitiren bir limandı. Söke'deki Priene ise Samsun Dağı'nın güney yamacında yüksek bir kayanın üzerinde durur. Üçü, tek bir ilin bir kehanet yerini, bir ticaret yerini ve savunma için kurulmuş bir yeri nasıl barındırabildiğini gösterir.
Didyma: Apollon'un kehanet merkezi
1906 ile 1913 arasındaki kazı tapınağın tamamını ortaya çıkardı ve bir bölümü yeniden dikildi. Bakanlık onu en iyi korunmuş İyon tapınakları arasında sayar ve antik dünyanın tapınakları içinde büyüklükte üçüncü olduğunu belirtir. Alanı çevreleyen duvar aynı çalışmaya aittir ve yerine konamayacak kadar aşınmış mimari parçalardan yapılmıştır.
İlçe kaymakamlığı kuruluş öyküsünü şöyle anlatır: Apollon, Didim çevresindeki topraklarda Brankhos adlı bir çobanla karşılaştı, ona sevgi duydu ve ona kehaneti öğretti. Brankhos ilk tapınağı defne korusunun ve pınarın yanına yaptı; torunları Branchidai nesiller boyu kutsal alanı yönetti.
Dıştan bakıldığında yapı sıradan görünür; çift sıra sütunu planda onu dipteros yapar. Şaşırtıcı olan içeridedir: yer döşemesi olmayan, gökyüzüne açık bir avlu. Burada kutsal pınar ve naiskos denen küçük bir tapınak bulunuyordu; pınarın tam yeri hâlâ bilinmiyor. Plan tuhaf görünür, çünkü tapınağın bir kehanet merkezi olarak yerine getirmesi gereken bir işi vardı. Altıncı yüzyıldan kalma daha eski bir tapınak, bir sonraki yüzyılın başında Persler tarafından yıkıldığında zaten geniş ölçüde ünlüydü ve temelleri orta avluda hâlâ görülebilir. MS beşinci ya da altıncı yüzyılda naiskos yerine bir Hristiyan bazilikası yapıldı; bu bazilika sonradan bir depremle tapınakla birlikte yıkıldı.
Medusa, Yunan mitolojisindeki Gorgonlar arasında tek ölümlü olarak tapınağı korur; bakışı insanları taşa çevirirdi.
Miletos: nehrin denizden aldığı kent
Miletos'un nasıl başladığına dair öyküler yalnızca öyküdür; müzenin kendi metni de bunu kabul eder. Pausanias iki öykü sunar: birinde Miletos'un yönettiği bir Giritli güç Anaktoria denen bir toprağı ele geçirir, ötekinde Kodros'un oğlu Neleus taht kavgasından sonra Atina'dan ayrılır.
Asıl tarih bir kopuşla başlar. MÖ 494'teki Pers istilasından sonra arkaik kent terk edildi ve Helenistik kent Aslan Limanı ile tiyatronun çevresinde gelişti. Roma kentin ana hatlarını korudu ve onu yapılarla doldurdu: Faustina hamamları, Capito hamamları, liman anıtı ve kapısı, gymnasion, batı agora, güney agorada bir kapı ve stadyum.
Büyük Menderes sonra kentin talihini bozdu; körfezi alüvyonla doldurdu ve limanı ortadan kaldırdı. Miletos beşinci yüzyılda bir piskoposluktu ve yalnızca tiyatro ile kale çevresi kalana dek küçüldü. Bizans döneminde Palatia olarak bilinirdi.
Miletos Müzesi
Müze alanın içinde yer alır ve Miletos, Didyma ve Priene buluntularını sergiler; böylece üç yeri birbirine bağlar. İlk kez 1973'te açıldı, ancak yapı güvensiz hâle geldi ve yıkıldı; yerine yapılan yeni müze aynı yerde 2011'de açıldı. Yaklaşık 600 metrekarelik kapalı sergi alanına büyük mermer eserlerin, yazıtların ve lahitlerin bulunduğu bir bahçe eklenir. Karşısında, antik Miletos'un düşünürlerini, mimarlarını ve sanatçılarını anlatan panellerin bulunduğu Filozoflar Parkı vardır.
Priene: kaya üstünde bir kent
Priene, Söke'nin on beş kilometre güneybatısında, 370 metre yükseklikte dik bir kayanın üzerinde yer alır; bu konum saldırıyı zorlaştırıyor ve birkaç yönden kolayca görülmesini sağlıyordu. Miletos gibi İyon Birliği üyesi sayılır ve antik kaynaklar ondan ilk kez MÖ yedinci yüzyılın ortasında söz eder.
Küçük bir kent için yapı listesi uzundur: Demeter, Athena ve Zeus tapınakları, bir Mısır tapınağı, agora, bouleuterion, üst ve alt gymnasionlar, bir Bizans kilisesi ve konut mahalleleri. Tiyatro beş bin kişi alıyordu ve MÖ 350 tarihlidir. Athena Tapınağı en hâkim konuma sahiptir ve bir zamanlar önünde tanrıçanın altın ve fildişi bir heykeli dururdu; ancak sunağın yalnızca bir kısmı kalmıştır.



