Hattuşa (Hattusa, ayrıca Hattusas biçiminde de geçer), MÖ on yedinci ile on üçüncü yüzyıllar arasında Hitit İmparatorluğu'nun başkentiydi. Kalıntıları Çorum ilinin Boğazkale ilçesinde, Boğazkale kasabasının dört kilometre doğusunda ve Çorum kentinin seksen kilometreden fazla güneybatısındadır; 1986'dan beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir. Alan, başlıca anıtları arasında kent surları, Aslanlı Kapı, Yer Kapı ve Yazılıkaya bulunan Boğazköy-Alacahöyük Tarihî Millî Parkı'nın içindedir. Kazı buluntuları kasabadaki Boğazköy Müzesi'nde ve Çorum Müzesi'nde sergilenir; aynı ildeki iki Hitit alanı daha, Alacahöyük ve Şapinuva da gezilebilir.

Hititlerden önce de uzun bir geçmişi olan bir başkent

Bu topraklarda MÖ altıncı binyıl gibi erken bir tarihte yaşanıyordu. Üçüncü binyılda Hattiler buraya yerleşti ve yere Hattuş adını verdi. MÖ on dokuzuncu ve on sekizinci yüzyıllarda, ticaret kolonilerinin merkezi Kültepe olan Asurlu tüccarlar kentin aşağı kesiminde kendilerine ait bir mahalle kurdu. MÖ 1700 dolaylarında Kussara kralı Anitta kenti ateşe verip yıktı; daha sonra Hitit kralı I. Hattuşili kenti başkenti yaptı.

Hattuşa kesintisiz başkent kalmadı. Asur ve Mısır arşivlerinde Kaşka adıyla geçen kuzeyli bir halk kente saldırdı ve bu dönemde Hititler ülkeyi Sapinuwa'dan yönetti. MÖ on üçüncü yüzyılda III. Murşili başkenti Hattuşa'ya geri getirdi ve kent, Tunç Çağı sonunda imparatorluk çökene kadar devletin merkezi olarak kaldı. Bundan sonra kentte yaşam Frig dönemine kadar kesintiye uğradı; Galatlar daha sonra yerleşimin bir bölümünü kullandı, ama yer Hititler dönemindeki önemine bir daha hiç kavuşmadı.

Hattuşa'da neler görülür

Kent dağlık arazide yaklaşık iki kilometrekarelik bir alanı kaplıyordu ve MÖ 1344'ten 1322'ye kadar hüküm süren I. Şuppiluliuma döneminde yapılan surlarla çevriliydi. Surların içinde devletin yönetim merkezi, soyluların evleri, tapınaklar ve askerî yapılar vardı. Kraliyet ailesi, surların içinde bir kalenin yükseldiği yukarı kentte yaşıyordu; aşağı kesimlerde ise çoğu ahşap ve kerpiçten evler, tarlalar ve kentin erzak depoları bulunuyordu. Beklentinizi ayakta kalanlara göre ayarlayın: tapınaklardan ve saraylardan yalnızca taş temeller kalmıştır.

Kalıntıları çevreleyen millî park 1988'de ilan edildi ve 2.634 hektarlık bir alanı kaplar. Kolayca karıştırılan iki ayrı UNESCO kaydı vardır: alan 1986'dan beri Dünya Mirası'dır, parkta bulunan çivi yazılı tablet arşivleri ise 2001'den beri Dünya Belleği kaydındadır. Alanı yürüyüş rotaları kat eder; parkta Hitit İmparatorluğu'nu anlatan bir açık hava müzesi ve bir arkeoloji müzesi bulunur. Araştırmalarda burada 215 bitki türü kaydedilmiş, bunların otuz dokuzu endemiktir. Park Çorum merkezine baştan sona asfalt yolla 86 kilometre, Merzifon havalimanına ise 155 kilometre, arabayla yaklaşık iki saat uzaklıktadır.

Boğazköy Müzesi ve sfenksler

Boğazkale Müzesi olarak da anılan Boğazköy Müzesi Boğazkale'nin merkezindedir ve büyük ölçüde Hattuşa kazılarının buluntularına ayrılmıştır. 12 Eylül 1966'da açıldı; sergileri 2011'de konu ve dönemlere göre yeniden düzenlendi. Zemin kat Kalkolitik, İlk Tunç Çağı ve Asur ticaret kolonileri çağıyla başlar ve Frig, Galat ve Roma dönemlerinden Doğu Roma'ya kadar devam eder.

Hattuşa'daki Sfenksli Kapı'nın iki sfenksinin kendine özgü bir öyküsü var. Yangında ağır hasar gören sfenksler 1907'de restorasyon için Berlin'e götürüldü. Biri 1924'te İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne döndü; öteki 2011'e kadar Berlin'de kaldı. 26 Kasım 2011'den beri ikisi de burada sergileniyor. Durdukları kapının ötesinde, Hitit devletini ve toplumunu eserler ve resimli panolarla tanıtan, çalışan bir Hitit taş ustasının canlandırmasını da içeren Hitit salonu yer alır. Üst katta panolar Hitit dinini, ordusunu ve yazı sistemini anlatır, yanlarında Hattuşa'nın ve Büyük Tapınak'ın maketleri bulunur; bahçede ise bir Hitit sfenksi ve hiyeroglif yazıtlar vardır.

Alacahöyük: Sfenksli Kapı ve kral mezarları

Alacahöyük, Çorum'un Alaca ilçesindedir; kente 49, Çorum–Ankara yoluna sekiz kilometre uzaklıktadır. Kazılar 1935'te Atatürk'ün emriyle, Türk Tarih Kurumu adına ve R. O. Arık'ın başkanlığında başladı; Bakanlık bunu Türkiye'deki ilk millî kazılar arasında sayar. Kazılar dört yerleşim katı ortaya çıkardı. Hitit katında bir tapınak, büyük yapılar, evler, sokaklar, su kanalları ve bir kent suru vardır; büyük tapınağa açılan anıtsal giriş de Sfenksli Kapı'dır: on metre genişliğinde, kireçtaşı bir temel üzerinde andezit bloklardan yapılmış, iki yanındaki bloklara sfenksler oyulmuş ve kulelerinde kabartmalı ortostatlar bulunan bir kapı. Batı kulede bir boğa gök fırtına tanrısını temsil eder.

Bunun altında MÖ 2500 ile 2000 dolaylarına tarihlenen İlk Tunç Çağı yer alır ve alana Anadolu tarihindeki ağırlığını veren, bu dönemin kral mezarlarıdır. Mezarlar, Hitit kültürünü en güçlü biçimde besleyen yerli kültür olan Hattilere ışık tutar. Dikdörtgen biçimli, taşla örülü, ahşap kirişlerle örtülü mezarların üzerine kurban edilen sığırların başları ve ayakları konmuştur. Prens ve prenseslere ait olduğu düşünülen on üç mezardan altın, gümüş, elektrum, bakır ve tunçtan yapılmış süs eşyaları, güneş kursları, geyik ve boğa heykelcikleri, hançerler, kılıçlar ve baltalar çıktı. İlk olarak 1940'ta açılan ve 1982'den beri bugünkü binasında bulunan alan müzesi, salonlarına kazı başkanlarının adlarını vermiştir.

Şapinuva, bir kraliyet kenti

Ortaköy ilçesindeki Şapinuva, Ortaköy'e üç, Çorum'a altmış kilometre uzaklıktadır. Hititlerin başlıca yönetim merkezlerinden biri olduğu kadar askerî ve dinî bir merkezdi de. Tokat'taki Maşat Höyük'te bulunan bir büyük kral mektubu kentin ağırlığını gösterir: mektup, Ishupitta'dan 1.701 askerin derhâl gönderilip iki gün içinde Sapinuva'ya getirilmesini emreder. Alanda bulunan mektupların çoğu krala ve kraliçeye yazılmıştır; demek ki burada bir kral çifti yaşıyordu. Büyük kral III. Tudhaliya'nın yanındaki kraliçe Taduhepa idi ve kralın ölümünden sonra I. Şuppiluliuma ile birlikte hüküm sürdü. Kazılar iki fırtına tanrısına ait iki tapınak, bir kraliçe sarayı ve bir ordu komutanlığı belirledi.

Çorum Müzesi

Çorum'un merkezindeki Çorum Müzesi, Alacahöyük, Boğazköy-Hattuşa, Ortaköy-Şapinuva ve ildeki başka kazılardan çıkan buluntuları bir araya getirir; koleksiyonun merkezinde Hitit ve Frig kültürleri yer alır. 1914'te hastane olarak tamamlanan bir binadadır ve 11 Mart 2003'ten beri orada açıktır. Aranacak eserler arasında Hitit kabartmalı vazoları; Kral II. Tudhaliya adına çivi yazısıyla yazıt taşıyan ve MÖ 1430 dolaylarına tarihlenen tunç bir kılıç; müzenin bilinen en eski arp motifini taşıdığını söylediği Hüseyindede vazosu ve UNESCO'nun Dünya Belleği kaydına aldığı, Boğazköy-Hattuşa ve Ortaköy-Şapinuva'dan kil mühür baskılarıyla birlikte sergilenen Hitit çivi yazılı tabletleri var. Etkileşimli bir düzenek, ziyaretçilerin Hitit başkentini bir Hitit savaş arabasından keşfetmesini sağlar.

Hitit Yolu

Çorum Valiliği, Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva arasında eski yollar boyunca işaretlenmiş rotalardan oluşan bir ağ olan Hitit Yolu'nu düzenledi ve Ekim 2010'da tamamladı. On yedi yürüyüş rotası toplam 236 kilometre, alternatif yollarla birlikte 385 kilometre tutar; altı dağ bisikleti rotası da 406 kilometre daha ekler.

Ankara'da: Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Ankara Kalesi'nin eteğindeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi bir Hitit müzesi olarak kuruldu ve sonradan Anadolu'nun öteki uygarlıklarını da kapsamasına karşın hâlâ bu adla bilinir. Alman Hititolog Hans Gustav Güterbock, başka alanların yanı sıra Alacahöyük buluntularının restorasyonunu ve sergilenmesini yönetti. Sıhhiye Meydanı'ndaki Hatti Anıtı'ndaki figür, Alacahöyük'te bulunan ve bu müzede saklanan 24 santimetrelik bir ritüel nesnenin 1974 tarihli bir kopyasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Hititlerin simgesi olarak bilinmesine karşın onun İlk Tunç Çağı Hattilerine ait olduğuna dikkat çeker.

Hattuşa'nın ve öteki yerlerin her birinin giriş ücretleri, ziyaret saatleri ve ulaşım bilgileri, aşağıda bağlantısı verilen kendi sayfalarındadır.

Bu yazıyı paylaş