Alanya, denizden yaklaşık 250 metre yükselen kayalık bir yarımada çevresinde gelişti ve tepesindeki, on üçüncü yüzyılda Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yeniden inşa edilen kale kasabaya hâlâ hâkimdir. Kasabada Alanya Müzesi ve Atatürk'ün 1935'te kaldığı, cephesi kaleye dönük ev vardır. Yarımadanın iki yanında kumlu plajlar uzanır: batıda Kleopatra, Keykubat plajının ötesinde uzun doğu kıyısı. İç kesimde Dim Mağarası Cebireis Dağı'nın yamacında açılır ve Gazipaşa'ya doğru sahil boyunca iki antik kent yer alır: tepesinde Syedra ve burnunda Iotape.
Alanya Kalesi
Yer MÖ ikinci yüzyılda Korakesion olarak başladı ve yarımadadaki ilk kale Helenistiktir. Doğu Akdeniz korsanlarınca rahatsız edilen Roma, burayı MÖ 64 ve 65'te ele geçirdi. Bugün içinden yürüdüğünüz şeyin çoğu ise Selçukludur: I. Alaeddin Keykubad kasabayı 1220 ve 1221'de aldı ve yeniden inşa edilmesini emretti. Sonrasında Karamanoğullarına ve Memlüklere ve nihayet I. Süleyman'a geçti.
Asıl olan ölçektir. Surlar 6,5 kilometre boyunca uzanır; seksen üç kule ve 140 burç vardır ve Orta Çağ'da surlu kasabaya su sağlamak için yaklaşık bin iki yüz sarnıç kazılmıştır; bunların bir kısmı hâlâ işler. Surların hattı Ehmedek'ten ve iç kaleden, ardından Adam Atacağı'ndan, Cilvarda burnundan, Arap Evliyası'ndan ve Esat burcundan geçer, tersanenin ve gemi yapım yerinin yanından aşağı inerek Kızıl Kule'de sona erer. En tepede, Alaeddin Keykubad'ın sarayını yaptırdığı, bugün müze olarak düzenlenmiş iç kale vardır. Kale hâlâ yaşanmaktadır ve araçla çıkabilir, teleferiğe binebilir ya da iç kaleye yaklaşık bir saatte yürüyebilirsiniz.
Müze ve Atatürk Evi
Alanya Müzesi 1967'ye uzanır; o yıl Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nden gönderilen Tunç Çağı, Urartu, Frig ve Lidya eserleriyle açılmış, yerel kazılardan çıkan buluntular o tarihten beri onu doldurmuştur. Cebelireis Dağı'ndan çıkan, MÖ yedinci yüzyıla ait ve Alanya çevresindeki en eski buluntular arasında yer alan Fenike kitabesine ve her şeyden önce kendine ait bir oda bulunan, MS ikinci yüzyıla ait tunç Herakles'e bakın. Arkeoloji salonları Arkaik'ten Bizans'a uzanır; küllükler, sikkeler ve Selçuklu ile Osmanlı eserleri vardır; etnografya bölümünde Yörük kilimleri, heybeler, nakışlar, takılar ve yazı takımları ile birlikte içeride yeniden kurulmuş eski bir Alanya evinin oturma odası bulunur. Bahçeyi Roma, Bizans ve İslam dönemlerine ait oymalı taşlar doldurur.
18 Şubat 1935'te Atatürk Alanya'ya geldi ve kereste tüccarı M. Tevfik Azakoglu'nun yaptırdığı Sekerhane Mahallesi'ndeki bir evde bir süre kaldı; Rıfat Azakoglu evi daha sonra Kültür Bakanlığı'na bağışladı ve restorasyondan sonra 1987'de Alanya Atatürk Evi olarak açıldı. Yerel üslupta, ahşap ve yığma, karniyarık planlı üç katlı bir konaktır; odaları orta sofadan açılır ve cephesi kaleye döner. Atatürk'ün yeleği, armalı bir gömlek, ayakkabılar ve Alanya halkına hitaben yazdığı bir telgraf giriş katındadır; üst katta odalar geleneksel bir Alanya evi olarak düzenlenmiştir; yerel düğünlere, yemek pişirmeye ve çocuk oyunlarına dair sergiler ile bölgesel giysi, nakış, takı ve silah vitrinleri vardır.
Dim Mağarası
Alanya'nın on bir kilometre doğusunda Dim Mağarası, Cebireis Dağı'nın batı yamacında yer alır; otoparkının 232 metre altında, çınar ağaçlarıyla gölgelenen ve piknik için kullanılan bir vadide Dim çayı akar. Mağara 410 metre uzunluğunda, yatay ve yarı kuru bir mağaradır ve 360 metresi, on ile on beş metre genişliğinde ve yüksekliğinde dört ana salondan geçilerek yürünebilir. Tüm yıl boyunca on sekiz derecede sabit kalır, su damlayan yerlerde ince tüp sarkıtlar hâlâ oluşmaktadır ve son bölümde iki yüz metrekareye yayılmış iki metre derinliğinde bir göl vardır. Dışarıda teleskoplu bir teras Akdeniz'e, Alanya'ya, kalesine ve Toroslar'a bakar. 24 Ekim 2002'de Uluslararası Turistik Mağaralar Birliği'ne katıldı ve Türkçe Vikipedi onu Türkiye'de özel bir işletme tarafından işletilen ilk turistik mağara olarak kaydeder.
Syedra ve Iotape
Syedra, Alanya'nın yaklaşık yirmi kilometre güneydoğusunda, Pamfilya'nın Kilikya ile buluştuğu yerde, Seki köyünde, deniz üzerinde bir tepenin üstünde yer alır ve bu kıyıdaki ziyarete hazırlanmış az sayıdaki kalıntıdan biridir. Anıtsal batı kapısından girilir ve ahşap bir geçitle, kentin eski toplumsal kalbi olan, kuzey duvarında nişleri ve batı ucunda bir heroona çıkan basamakları bulunan 250 metre uzunluğunda sütunlu bir caddeye varılır. Doğuda, mozaik zemin parçaları bulunan hamamlar ve yanında gymnasion vardır; burada yapılan oyunlara ilişkin kitabeler kentin en parlak yıllarını MS ikinci ile dördüncü yüzyıllara tarihler. İnsanlar buraya MÖ dokuzuncu yüzyıla kadar yerleşmişti ve Syedreon adı ilk kez Tiberius'un sikkelerinde görünür.
Iotape ya da Aytap, Alanya-Gazipaşa yolunun otuz üçüncü kilometresinde yer alır. Commagene Kralı IV. Antiochos'un karısı Iotape'nin adını taşıyordu ve Traianus'tan Valerianus'a kadar kendi sikkelerini bastı. Bir burun üzerindeki surlu akropolü bir kaleye benzer. Eski liman caddesi boyunca, yazıtlı heykel kaideleri kentin cömert yurttaşlarını onurlandırır; doğudaki koyda bir bazilika, Hagios Georgios Stratelates'e atfedilen küçük bir kilise ve su sistemiyle birlikte bir hamam bulunur; deniz tarafında ise Traianus'a adanmış bir tapınak yalnızca stylobatı olarak ayakta kalmıştır.
Plajlar ve İncekum
Kasabanın batı yanındaki Kleopatra Plajı, yaklaşık iki kilometrelik geniş ince kum ve sığ bir denizdir; adını Kleopatra'nın burada yıkandığı hikâyesinden alır. Doğuda Doğu Plajı, Antalya-Mersin karayolunu izler; Keykubat plajıyla başlar ve 14 km daha devam eder, boyunca plaj olanakları vardır. Ulaş Plajı, merkezin 6 km batısında, yol kenarındaki bir dinlenme parkının yanında yer alır ve il müdürlüğü onu Antalya'nın en güzelleri arasında sayar.
Alanya'nın yaklaşık 20 km batısında çam ormanları İncekum'un doğal kumuna iner; burada çadır kurmaya yer vardır. Yine Alanya ilçesinde bulunan ve 8 Şubat 2016'da ilan edilen İncekum Tabiat Parkı, karbonik asitli suyun kıyı kayasında çözdüğü sığ çukurlar olan yaklaşık 13.240 metrekarelik kamenitzayı ve koyda bulunan, MS üçüncü yüzyıldan kalma, yaklaşık 1.800 yıllık bir zeytin presini korur. Çavuşkuşu, kumru, kukumav ve Akdeniz kaplumbağası, fıstık çamları, keçiboynuzları ve kocayemişleri altında kaydedilen hayvanlar arasındadır.










