Kayseri'de havayı Selçuklu yapıları belirler. Merkezde, bugün bir Selçuklu medeniyeti müzesi barındıran 1205-1206 tarihli bir çifte medrese, aslan ve kartal kabartmalı kümbetler ve Cumhuriyet Meydanı'nda Mimar Sinan'ın memleketi olan ilde yaptığı cami görülebilir. Müzeler, Asurlu tüccarların tabletlerinden Atatürk'ün ziyaretlerine kadar her şeyi kapsar. Koramaz vadisi ve Talas bir vadi müzesi, bir yeraltı şehri ve camiye çevrilmiş bir kilise ekler; kuzeydoğuda ise Anadolu'da bulunmuş en eski yazılı kayıtların topraktan çıktığı Kültepe höyüğü yer alır. Şehrin güneyinde sönmüş yanardağ Erciyes Dağı yükselir, daha uzakta Sultan Sazlığı'nın sazlıkları, Yahyalı'nın şelaleleri ve Soğanlı'nın kaya kiliseleri vardır.

Cumhuriyet Meydanı: saat kulesi ve Sinan'ın camii

Meydan doğal başlangıç noktasıdır. II. Abdülhamid'in emriyle yaptırılan ve 1906'da Tavlusunlu Salih Usta'nın bitirdiği saat kulesi, on beş metre yüksekliğinde kesme taştan dört köşe bir gövdedir; Leipzig yapımı saati dört yöne de zamanı gösterir. Sivas Kongresi'nden sonra dönen Kayseri delegeleri şehrin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti şubesini bunun içinde açtı.

Mimarsinan Camii olarak da anılan Kurşunlu Camii 1585 tarihlidir ve adını bütün kubbesini kaplayan kurşundan alır; mermer kapısına bakın. İl müdürlüğü, Selçuklu eserlerinin kural olduğu bir şehirde onu Osmanlı'dan kalan az sayıdaki örnek arasında sayar. Meydanın karşısındaki Bürüngüz Camii yalnızca eski görünür: Refik Bürüngüz onu 1977'de klasik Osmanlı tarzında yaptırdı.

Millî Mücadele Müzesi, yapımına 1903'te başlanan neoklasik bir okul binasını doldurur. 24 Temmuz 1921'de Büyük Millet Meclisi hükûmetin Kayseri'ye taşınmasını oyladı ve bina oturumlar için hazırlandı; bu plan Sakarya'dan sonra bırakıldı. Mustafa Kemal Paşa ve Latife Hanım okula 14 Ekim 1924'te geldi.

Selçuklu Kayseri'si: çifte medrese ve kümbetler

Çifte Medrese, iki yapıdan oluşur: Gevher Nesibe adına bir şifahane ile yanındaki Gıyasiye medresesi; Gıyaseddin Keyhüsrev bunları, II. Kılıçarslan'ın kızı olan kız kardeşinin vasiyetinde istediği gibi yaptırdı. 21 Şubat 2014'ten beri belediyenin Selçuklu Medeniyeti Müzesi'ni barındırır. Bir yarısı Selçuklu şehrini, sanatını, bilimini ve giyimini anlatır; öbürü tıpta kalır: hastalıklar, aletler, eczacılık, müzik ve renkle iyileştirme. Birçok sergi dokunulmak ya da dinlenmek üzere tasarlanmıştır.

Talas yolunda Döner Kümbet, babası sultan I. Alâeddin Keykubad olan Şah Cihan Hatun için 1276'da yükseltildi. On iki yüzün hepsi işlidir ve figürler onu farklı kılar: kapı üzerinde insan başlı aslanlar, iki yanında birer aslan bulunan bir hurma ağacı ve üstünde çift başlı bir kartal, kanatlı leoparlar. Hunat mahallesindeki Sırçalı Kümbet, çok düzenli taştan daha sade bir silindirdir ve muhtemelen on dördüncü yüzyılın ilk yarısında, Alaeddin Eretna'nın babası Cafer Bey için yapılmıştır.

Melikgazi'deki Gülük Camii Danişmendlilere kadar uzanır, ancak kuruluş tarihi bilinmez; en eski kitabesi Atsız Elti Hatun'un 1210'daki bir onarımını kaydeder ve kaybolmuş medresesi ancak 1970'lerde namaz salonunun altında ortaya çıktı. Talas Caddesi'ndeki Seyyid Burhaneddin Türbesi şehrin en çok ziyaret edilen türbeleri arasındadır. Burhaneddin, Mevlana'ya Konya'da dokuz yıl ders verdi ve 1244'te Kayseri'de öldü; mezarı üzerindeki kubbeli yapı 1892 tarihlidir ama Selçuklu biçimlerini izler. 1191 tarihli, şimdi yeniden ibadete açılan Surp Krikor Lusavoriç kilisesi, tromplarına resmedilmiş İncil sahnelerini korur.

Şehir müzeleri

Kayseri Arkeoloji Müzesi 1938'den beri halka açıktır; il müdürlüğüne göre 2019'daki yeniden düzenleme sergiyi Kayseri Kalesi'ne taşıdı. Asur ticaret kolonileri çağından çivi yazılı tabletlere, Beştepeler-Garipler tümülüsünden mezar armağanlarına ve Kayseri Herakles lahdine bakın. Etnografya Müzesi, 1419 ile 1497 arasında yapılan Güpgüpoğlu Konağı'nı doldurur; bir bölümü Osmanlı evi olarak döşenmiştir, geri kalanda çiniler, silahlar, el yazmaları, halılar, giysiler ve takılar sergilenir.

Atatürk, 19 ve 20 Aralık 1919 tarihlerinde iki gece, şimdi Atatürk Evi olan İmamizade Raşit Ağa Evi'nde kaldı. Fuar Kültür Park'ta, müdürlüğün Türkiye'nin ilk dijital müzesi dediği Kadir Has Kent ve Mimar Sinan Müzesi, şehrin hikâyesini ekranlar ve kulaklıklarla anlatır ve Sinan'ın yapılarının maketlerini gösterir. Mimar Sinan Ev Müzesi, bakanlığın bizzat Sinan'a atfettiği on altıncı yüzyıldan kalma bir evdir. Abdullah Gül Müzesi ve Kütüphanesi, geçmişi görünür kalsın diye Emre Arolat Mimarlık tarafından restore edilen eski Sümerbank bez fabrikasını kullanır. Ahi Evran zaviyesi esnaf kardeşliğine ayrılmıştır.

Ağırnas, Koramaz vadisi ve Talas

Ağırnas'ta, restore edilmiş Çerkes Mustafa Bey Konağı'ndaki Koramaz Vadisi Müzesi, UNESCO'nun geçici listesinde olan vadinin yedi yerleşimini, Müslüman Oğuz ile Rum Suzan'ın aşk hikâyesi üzerinden tanıtır. Ağırnas'taki yeraltı şehrinde ibadet yerleri, direkler ve resimler vardır; kullanımın esas olarak MS birinci ile on üçüncü yüzyıllar arasında olduğunu gösterir. Talas'ın ortasındaki Yaman Dede Camii 1886'da Panaya kilisesi olarak yapıldı ve nüfus mübadelesinden sonra 1925'te camiye dönüştü.

Kültepe: antik Kaniş şehri

Kayseri ovasının doğuda bittiği yerdeki Kültepe, MÖ ikinci binyılda Kaniş krallığının merkezi ve Asur ticaret kolonilerinin başıydı; karumu diğerlerinin hepsini yönetirdi ve Asurlu tüccarlar yaklaşık MÖ 1950 ile 1650 arasında bu aşağı şehirde yaşadı. Yerin asıl önemi tabletlerdir: çoğu mektup, sözleşme ve mühürdür; 2015'te UNESCO Dünya Belleği listesine girmiştir, bu liste alanı değil belgeleri kapsar. Kazı 1948'den beri sürüyor, başta Tahsin Özgüç yönetiminde; höyükte ve Karum'da kazılmış evleri, dükkânları, atölyeleri ve kamu binalarını gezersiniz. Arabanız yoksa doğu garajından Sivas yönüne giden bir otobüse binip Kültepe kavşağında inin ve son iki kilometreyi yürüyün.

Erciyes Dağı

3.917 metreyle orta Anadolu'nun en yüksek dağı olan Erciyes sönmüş bir yanardağdır ve püskürmeleri, sonradan aşınarak Kapadokya manzarasına dönüşen kayayı sağlamıştır. Hititçe adı Beyaz Dağ anlamına geliyordu. Kayak merkezi ülkenin başlıca kış sporları alanlarından biridir, dağcılar dağcılık ve buz tırmanışı için gelir, yazın yamaçlarında trekking turları düzenlenir; bunlardan biri Kapuzbaşı şelalelerine giden uzun bir güzergâhtır.

Sultan Sazlığı, Yahyalı ve Soğanlı

Şehirden yetmiş kilometre uzaklıktaki Sultan Sazlığı, bozkırın ortasında tatlı ve tuzlu suyu birleştirir ve Afrika ile Avrupa arasındaki iki ana göç yolu da üzerinden geçer. Aralarında turnalar, flamingolar ve dikkuyruklu ördeklerin bulunduğu yaklaşık 300 kuş türü sayılmıştır ve onları fotoğraflamak için sazlığın içine tekneyle girebilirsiniz. 2006'da millî park oldu. Adı, burada avlanan ve dinlenen Osmanlı sultanlarına dayanır; IV. Murad 1636'da Erivan yolunda sazlıkta üç aydan fazla kaldı.

Yahyalı ilçesinde Kapuzbaşı şelaleleri, Orta Toroslar'ın Aladağlar kesiminin derinliklerinde kayadan zaten düşerek çıkan kaynaklardır ve Türkçe Vikipedi birini Türkiye'nin en yükseği olarak sıralar. Yahyalı'dan seksen kilometre ötedeki Yedi Göller, kar ve buzul sularıyla dolan, 3.150 metredeki yedi göldür. Derebağ Şelalesi Tabiat Parkı Yahyalı'nın on kilometre güneybatısındadır. Yeşilhisar ilçesinde Soğanlı'nın yaklaşık elli kaya kilisesi vardır, sekizi açıktır; bakanlığın Göreme, Zelve ve Ihlara'da bulunmadığını söylediği kubbeli olanlar da bunlar arasındadır; Kapadokya rehberimiz onu bu vadilerle birlikte ele alır.

Bu yazıyı paylaş