Çanakkale ili Çanakkale Boğazı'nın iki yakasını kapsar; şehrin karşısında, boğazın öte yanında, 1915 Birinci Dünya Savaşı muharebe alanlarının Gelibolu Tarihi Alanı olarak koruma altında olduğu Gelibolu Yarımadası uzanır. Asya yakasındaki Çanakkale şehrinde, Fatih Sultan Mehmed döneminde boğazı korumak için yapılan Çimenlik Kalesi bugün müzedir; eski sokaklarda aynalı bir çarşı ve birkaç küçük müze yer alır. Şehrin ötesinde Truva, antik Assos ve Alexandria Troas kentleri, Apollon Smintheus kutsal alanı, Kaz Dağı ile Bozcaada ve Gökçeada bulunur. Her birinin ziyaret bilgileri bu sitedeki sayfasındadır.
Gelibolu Tarihi Alanı
Tarihi alan, büyük bölümü Eceabat ilçesinde olmak üzere 33.444 hektarı kaplar; yarımadanın doğusunda Çanakkale Boğazı, batısında ve güneyinde Ege vardır. Bakanlık, 1915'te burada İtilaf devletleri ile Osmanlı Devleti arasında yaşanan çarpışmaları Birinci Dünya Savaşı'nın en büyük muharebeleri arasında sayar; toprak hâlâ o çarpışmaların bıraktıklarını taşır: siperler, toplar, tahkimatlar ve batık gemiler. Envanterinde kaleler ve top tabyalarının yanı sıra 34 yabancı mezarlık ve anıt ile 50 Türk askerî mezarlığı ve 29 Türk anıtı ve kitabesi bulunur. Yarımada aynı zamanda koylar, makilik ve Suvla'da bir tuz gölüyle korunan bir peyzajdır; 2014'te Çanakkale ve Gelibolu'nun Birinci Dünya Savaşı alanları UNESCO'nun geçici listesine alındı.
Mezarlıklar aşama aşama şekillendi. Çarpışmalar sırasında ölüler dar bir alanda biriktiği için iki taraf da onları tek tek değil toplu mezarlara gömmek zorunda kaldı. Mondros Mütarekesi imzalanınca İngilizler mezarlık ve anıtlara başladı; Lozan Antlaşması'na gelindiğinde sayı otuza ulaşmıştı. Fransızlar savaş sırasında Seddülbahir'de bir mezarlık kurmuştu ve mezarlıklarını 1930'a kadar düzenlemeyi sürdürdü; Yeni Zelanda'nın mezarlıklarına ise 1919'da başlandı. Kurtuluş Savaşı sona erince Türk makamları İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinin mezarlarını ve anıtlarını barındıran toprakları ilgili devletlere ayrı ayrı ve süresiz olarak bıraktı.
Yarımadadaki anıtlar ve müzeler
Seferde ölen Türk askerleri için yapılan Çanakkale Şehitleri Anıtı, boğazın denize açıldığı yerde Hisarlık Tepe'den Morto Koyu'na bakar: 41,7 metre yüksekliğinde, dört ayaklı bir çatı. Tasarım yarışmasını Feridun Kip, Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular henüz öğrenciyken kazandı. Yapımı yıllar sürdü. Temeli 1954'te atıldı, granit yalnızca on iki metre yükselmişken halkın bağışları tükendi ve 1958'de bir gazete kampanyası gerisini karşıladı; anıt 21 Ağustos 1960'ta açıldı. Yakınında Mehmetçik Anıtı ve Meçhul Asker Anıtı ile bir Türk şehitliği durur.
Arıburnu cephesinde, 19. Tümen'in 57. Piyade Alayı, çıkarmanın ilk günü Anzak ilerleyişini karşılayıp geri püskürten Türk birliğiydi. Kabatepe–Conkbayırı yolu kenarındaki, 1992'de yapılan anma şehitliği semboliktir, gerçeği Çataldere vadisindedir; girişte 1994'te 108 yaşında, ülkenin hayattaki en yaşlı gazisi olarak ölen Hüseyin Kaçmaz'ın bronz heykeli durur. Conkbayırı'nda 1993 tarihli bronz bir anıt, Mustafa Kemal'in 10 Ağustos 1915'te orada yönettiği saldırıyı anar; dört top güllesi ve bir levha da bir şarapnel parçasının göğüs cebindeki saate çarptığı yeri işaret eder.
İki müze hikâyeyi kapalı mekânda anlatır. Eceabat'ın kuzeyindeki Bigalı'da, Mustafa Kemal'in 1915'te on beş gün tümen karargâhı olarak kullandığı iki katlı ahşap karkas ev, gerçeğe yakın figürlerle bir ev müzesidir. Kabatepe'de 2012'de açılan Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, bir mezarlığı çağrıştırmak için tümüyle yer altına yapılmıştır; on bir canlandırma salonu ziyaretçileri 65 dakikalık bir akışla çarpışmaların içinden geçirir, dışarıda gerçek siperler ve askerî araçlar durur ve savaş alanından getirilen eşyalar arasında Yüzbaşı Eşref Efendi'nin kanlı üniforması da vardır.
Çanakkale şehri: kale ve müzeler
Kale-i Sultaniye olarak da anılan Çimenlik Kalesi, Asya yakasında, Avrupa yakasındaki Kilitbahir'in karşısında durur; otuz topu boğazın 1.250 metresini aşabiliyordu. Kanuni Sultan Süleyman 1551'de onu güçlendirdi, III. Selim de Napolyon savaşları sırasında yeniledi. 18 Mart 1915'te İngiliz gemisi Queen Elizabeth'ten atılan bir mermi patlamadan kuzey duvarında iki metre genişliğinde bir delik açtı ve hâlâ düştüğü yerde duruyor. Kale bugün müzedir, avlusunda Çanakkale muharebelerinden toplar vardır; iç kale 42'ye 48 metredir ve duvarları 9,5 metre kalınlığındadır.
Şehirde Aynalı Çarşı 1890 tarihlidir; yaptıran Eliyau Hallio, Çanakkale Yahudi cemaatinin önde gelen bir üyesiydi. Kapısının üstünde Osmanlı Türkçesiyle ve İbrani harfleriyle Ladino dilinde iki kitabe vardır; halk arasındaki adı, aynalı çarşı, girişin iki yanındaki aynalardan gelir; şehrin ünlü türküsü de ondan söz eder. Fetvane Sokağı'nda, kırk altı yıl Emek Oteli olarak işletilmiş on dokuzuncu yüzyıl binasındaki Kent Müzesi ve Arşivi, çoğu şehir halkınca bağışlanmış üç yüzü aşkın parça sergiler. Belediyenin Seramik Müzesi 1906 tarihli bir asker hamamındadır ve Çanakkale seramiklerini günümüz çömlekçilerinin eserleriyle yan yana koyar.
Truva
Üst üste dokuz yerleşim katmanıyla Truva ve höyüğün altındaki ovada yer alan Truva Müzesi, merkez ilçedeki Tevfikiye'dedir. Bu sitede kendi yazıları var: Truva (Troya) nerede, bugün orada neler görülür?
Assos, Smintheion ve Troas
Ayvacık'ın Behramkale köyündeki Assos, denizden yaklaşık 234 metre yüksekteki bir tepe üzerinde neredeyse tümüyle andezitten yapılmıştır. Bankacı Euboulos'tan sonra yönetimi ele alan Hermias, Atina'da Platon ve Aristoteles'in öğrencisi olmuştu ve Aristoteles ile Ksenokrates'i kente davet etti. Akropoldeki Athena Tapınağı Dor ve İon özelliklerini birleştirir; valilik bunu Ege'nin iki kıyısının buluşması olarak okur. Aşağıdaki 4.000 kişilik tiyatro büyük ölçüde ayaktadır. Assos Mayıs 2017'de UNESCO'nun geçici listesine girdi.
Gülpınar'daki Apollon Smintheus kutsal alanında Apollon, farelerin efendisi, çiftçileri farelerden koruyan tanrı olarak tapınılırdı; MÖ 150 dolaylarından İon düzenindeki tapınağın her iki cephesinde sekizer sütun ve İlyada'daki Truva Savaşı'nı anlatan frizler vardır. Ezine'de Dalyan köyü yakınındaki Alexandria Troas MÖ 310'da İskender adına, sekiz kilometrelik surların içinde kuruldu; Herodes Atticus'un desteğiyle Kaz Dağı'ndan gelen bir su kemeri ve 123'e 84 metrelik bir hamam kazandı. Biga'nın Kemer köyündeki Parion, gorgon başı ve ARI harfleriyle işaretli sikkelerinden tanımlandı; 2005'ten beri süren kazılar bir tiyatro, bir Roma villası ve bir odeon ortaya çıkardı.
İda Dağı, Türkçe adıyla Kaz Dağı, Biga Yarımadası'nın ortasında yükselir; efsaneler onu kutsal saymıştır ve çevresini aralarında Truva, Assos ve Gargara'nın da bulunduğu antik yerleşimler çevreler. Çanakkale-İzmir yolu üzerindeki Küçükkuyu'da, eski bir sabunhanedeki Adatepe Zeytinyağı Müzesi, çevre köylerden toplanmış aletlerin arasında hâlâ kuru yöntemle yağ sıkar.
Bozcaada ve Gökçeada
Antik Tenedos olan Bozcaada'ya Geyikli Yükyeri'nden araba vapuruyla gidilir. Kalesi Fatih Sultan Mehmed döneminde baştan sona onarılmış, II. Mahmud döneminde 1815'te neredeyse sıfırdan yeniden yapılmıştır; adada bağlar, şarap evleri ve ağustosta bir bağbozumu festivali vardır. Eski adı İmroz olan Gökçeada'ya Kabatepe'den feribotla gidilir. Beş Rum köyü, Zeytinli, Tepeköy, Dereköy, Kaleköy ve Eski Bademli, kentsel sit alanı olarak korunur; Yıldızkoy ile Yelkenkaya arasındaki deniz de sualtı millî parkı olarak koruma altındadır.






















