Van Gölü, Van ve Bitlis illeri arasında paylaşılır ve görülecek yerlerin çoğu kıyılarında ya da adalarında durur: Akdamar'daki onuncu yüzyıldan kalma Kutsal Haç Kilisesi, Van şehrinin yanında su kenarındaki kayasının üzerinde Urartu kalesi, kuzeybatı kıyısında Ahlat'ın kümbetleri ve uçsuz bucaksız Selçuklu mezarlığı ve Adilcevaz'ın kale kalıntıları. Aynı iki ilde Çavuştepe ve Hoşap'ın Urartu kaleleri, kuş gölü Erçek, Süphan Dağı, Nemrut'un krater gölleri ve Bitlis'in eski şehri de bulunur. Aşağıdaki yerler bölgelere göre gruplanmıştır ve her birinin bu sitede kendi rehberi vardır.
Akdamar ve Gevaş
Göldeki en büyük ikinci ada olan Akdamar, Van'ın elli kilometre batısında, Gevaş ilçesinde kıyıdan yaklaşık dört kilometre açıktadır ve geçiş yirmi dakika kadar sürer. Vaspurakan krallığını yöneten I. Gagik Artsruni, Kutsal Haç Kilisesi'ni 915–921'de, bir saray külliyesinin parçası olarak, Manuel adlı bir mimarın tasarımıyla yaptırmıştır. II. Basileios 1021 ve 1022'de krallığa son verdikten sonra manastır olmuş ve 1113'ten 1895'e kadar bölgenin Ermeni patrikliğinin makamı olmuştur. Yirminci yüzyılın başlarında terk edilen yapı restore edilerek 2007'de anıt müze olarak açılmış, 2015'te de UNESCO Dünya Mirası geçici listesine girmiştir.
Gitmenin nedeni dış duvarlardaki kabartmalardır. Figürler Yunus'u, Golyat'ın karşısında Davut'u, ağacın yanında Âdem ile Havva'yı, aslanlarla Daniel'i ve bir fırındaki üç genci gösterir; batı cephesinde I. Gagik, kilisenin bir maketini İsa'ya sunar. Kabartmalar gövdede dolgun, yüzde düzdür; bu yüzden güneş ışığında canlanır, gölgede ya da puslu havada donuklaşır; gün seçerken bunu hatırlamakta yarar var. Adanın adı yerel bir efsaneyle açıklanır: Tamara ile buluşmak için her gece yüzerek karşıya geçen bir genç, bir fırtınada "Ah Tamara" diye haykırarak boğulmuştur.
Gevaş'ın kendisinde, Hiset'teki tarihî mezarlık Anadolu'nun en büyük ikinci Orta Çağ Türk İslam mezarlığı olarak tanımlanır. Simgesi, Melik İzzeddin Şir'in 1335'te kızı Halime Hatun için düzgün kesilmiş beyaz kireçtaşından yaptırdığı, bitkisel, geometrik ve Kur'an ayetlerinden oluşan kuşaklarla işlenmiş on iki kenarlı kümbettir. Gevaş'a ve Akdamar'a giden minibüsler Van'ın şehirlerarası otobüs terminalinden kalkar. Kışın, Van'a yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta Artos Dağı'ndaki Abalı kayak merkezinin göle ve Akdamar Adası'na bakan pistleri vardır; kar Aralık sonundan Nisan başına kadar sürer.
Van: kale, müze ve eski şehir
Van Kalesi, şehre beş kilometre uzaklıkta, göl kıyısında dik bir kaya üzerinde, iri taşlardan bir Urartu kalesidir: 1.800 metre uzunluğunda ve 80 metre yüksekliğinde; MÖ 840 ile 825 arasında Lutipri oğlu Sarduri tarafından, Urartu başkenti Tuşba'nın üstüne kurulmuştur. Kral Sarduri'nin yıllıkları, Rus arkeologların 1915 ve 1916'da yaptığı kazılarda burada bulunmuştur. 1663'te tamamlanan Kaya Çelebi Camii, kale surlarının hemen arkasında durur; mihrabı mukarnaslarla çerçevelenmiştir. Van'ın eski şehrinde 1567–68 tarihli Hüsrev Paşa Külliyesi Mimar Sinan'a atfedilir; çinileri ve barok kalem işi süslemeleriyle camisi, 2013'te tamamlanan onarımlardan sonra yeniden kullanılmaktadır.
2019'da kalenin kuzeydoğusunda yeni bir binada açılan Van Müzesi, yirmi üç salonundan dokuzunu Urartu'ya ayırır ve kendi anlatımına göre dünyanın en zengin Urartu buluntuları koleksiyonudur. Bir at göğüslüğüne ait, savaş arabası gösteren bronz bir levhaya, yani savaş sahnesiyle bulunan ilk Urartu eserine, ve Gılgamış'ı hayvanların efendisi olarak gösteren beyaz mermerden bir damga mühre bakın. Van'ın kuzeydoğusunda, Zımzım dağının kayalıkları arasındaki Toprakkale, II. Rusa'nın kurduğu ikinci başkent Rusahinili idi; aynı dağın göle bakan yamaçlarındaki Meherkapı nişi yetmiş dokuz tanrı ve tanrıçayı ve her birine kurban edilecek hayvanları sıralar. Van'a yirmi beş kilometre uzaklıktaki Çavuştepe, MÖ 764 ile 734 arasında II. Sarduri'nin yaptırdığı Sardurihinili'dir; yukarı kalesi aşağı kaleden otuz metre yüksektedir. Van–Başkale yolu üzerindeki Hoşap Kalesi 1643'te yeniden yapılmıştır ve Farsça yazıtlı, aslan kabartmalı özgün batı kapısını korur.
Yedi Kilise, doğru adıyla Varak Vank manastırı, adındaki yedi yerine beş kiliseye sahiptir. Tanrı'nın Kutsal Annesi'ne adanmış merkezî kilisesi 1003–1021 tarihlidir; 1648'de eklenen, her biri kendi kubbesi altında dokuz bölmeli jamatun ise duvarlarında ve ayaklarında freskleri korur. Göle yukarıdan bakmak için, Edremit'teki, Urartu kutsal alanı olduğu kabul edilen bir tepe olan Kız Kalesi bugün Van Gölü'ne bakan bir seyir terası olarak hizmet verir; Edremit yönüne minibüsler ve otobüsler Van merkezden kalkar.
Çarpanak, Ayanis ve Erçek
Kilisesi olan tek ada Akdamar değildir. Issız Çarpanak, gölde şehrin kuzeyinde yer alır; 1462'de yeniden yapılan Aziz Yuhanna manastırı, Selçuklu kümbetlerini hatırlatan konik külahlı bir kubbeye ve mukarnaslı bir girişe sahiptir; il müdürlüğü bunu Orta Çağ Hristiyan ve Müslüman mimarisinin nadir bir buluşması olarak sunar. Akdamar'dan çok daha az ziyaret edilir. Kıyıda, Ayanis Kalesi gölün 225 metre yukarısında ve 300 metre gerisinde durur: MÖ 645'ten sonra terk edilen Urartu kenti Rusa.
Van Gölü'nün otuz kilometre doğusundaki Erçek, Van havzasının suları arasında büyüklükte ikinci gelir ve kuşların gölüdür. Önemli kuş alanı olarak sınıflandırılmıştır ve Türkiye'de kaydedilmiş 453 kuş türünün yaklaşık yarısı, aralarında flamingoların da bulunduğu, havzasında görülür. Suyu tuzlu ve güçlü biçimde alkalidir, yerli balığı yoktur; 1985 ile 1992 arasında Van Gölü'nden getirilen inci kefali hiçbir zaman kalıcı bir balıkçılığa yol açmamıştır.
Ahlat ve Adilcevaz
Kuzeybatı kıyısındaki Ahlat bir kümbetler kentidir ve Selçuklu mezarlığı dünyanın en büyük Orta Çağ Türk-İslam mezarlığı olarak tanımlanır. Alana yaklaşık 8.200 mezar taşı yayılmıştır; en yüksekleri 3,5 metreye ulaşır ve her yüzleri geometrik desenler, ejderler, palmetler ve kandillerle işlenmiştir; Müslüman mezarları arasında Hristiyan ve Yezidi mezarları da bulunmuştur. UNESCO geçici listesindedir ve açık hava müzesi olarak işler.
Ulu Kümbet olarak da anılan Usta Şakirt kümbeti en büyüğüdür; kıyıya yakın, Ahlat'ın volkanik taşından dokuz metrelik kare bir kaide üzerinde durur ve dokuz kademede işlenmiş konik bir külahı vardır. Büyüklükte ikinci gelen Hasan Padişah kümbeti, on üçüncü yüzyılın ikinci yarısında Ahlat'ı yöneten Hasan Aka için yapılmıştır ve iyi durumdadır. 1280 tarihli Çifte Kümbetler'in her birinde adı bilinen iki gömü vardır; on iki kenarlı Erzen Hatun kümbeti ise müdürlüğün sözleriyle aralarında en zengin süslenmiş olanıdır. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle 1556'da Zal Paşa ve Mimar Sinan tarafından yeniden yapılan Ahlat sahil kalesinin göl tarafında üçlü bir demir kapısı, surlarının içinde de 1564–65 tarihli İskender Paşa Camii vardır.
Adilcevaz'da kale, gölün kenarında dik bir kaya üzerinde yalnızca kalıntılar hâlinde ayaktadır. Gölün kuzeyindeki 4.058 metrelik Süphan Dağı Türkiye'nin üçüncü en yüksek dağıdır. Tırmanışlar genellikle daha kolay olan doğu yüzündeki Aydınlar köyünden başlar ve zirveye gidip dönmek sekiz ile on saat sürer; tırmanış sezonu Haziran sonundan Eylül ortasına kadardır; zirve Van Gölü'ne yukarıdan bakar.
Nemrut ve Bitlis
Nemrut, son lav akıntısı on beşinci yüzyıla tarihlenen, Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçelerine yayılan uykuda bir volkandır. Kalderasında, 2.247 metrede beş göl vardır; en büyüğü Türkiye'nin en büyük krater gölüdür ve il müdürlüğü bunun dünyanın en büyük ikinci krater gölü olduğunu ekler. Kenarlarındaki sıcak su kaynakları volkanın etkinliğinden geriye kalanlardır. Alan, yürüyüş, bisiklet ve binicilik için kullanılan bir Ramsar sulak alanıdır; ziyaretçilerden göle girmemeleri, ateş yakmamaları ve çöp bırakmamaları istenir. Kalderaya 32 kilometre uzaklıktaki Bitlis'te, surları iki dere arasındaki bir kaya boyunca 2.800 metre uzanan bir kale, Selçukluların 1216'da yaptırdığı İhlasiye Medresesi ve eski vali konağında bir etnografya müzesi vardır.




























