Edirne'nin en bilinen eseri, Mimar Sinan'ın II. Selim için inşa ettiği ve UNESCO'nun 2011'de Dünya Mirası olarak listeye aldığı Selimiye Camii'dir. Şehir merkezinde ondan önce yapılmış iki büyük cami de durur: dokuz kubbeli Eski Camii ve Üç Şerefeli; çevrelerinde bedesten ve eski kervansaraylar yer alır. Tunca kıyısında, darüşşifası bugün sağlık müzesi olan II. Bayezid Külliyesi bulunur; iki nehir de bir dizi Osmanlı köprüsüyle geçilir. Daha uzakta Balkan Savaşı tabyaları, Uzunköprü'deki uzun köprü, Enez, Gala Gölü ve Saros Körfezi vardır. Burada adı geçen her yerin sitede kendi rehberi var.

Selimiye ve medreselerindeki müzeler

Sinan Selimiye'yi yaptığında seksen yaşlarındaydı ve onu ustalık eseri olarak nitelendirdi. Cami, yaptıran padişahın ölümünden sonra, 14 Mart 1575'te açıldı. İçeride tek bir kubbe her yeri örter: yaklaşık 31,30 metre çapında ve zeminden 43,28 metre yükseklikteki kubbe, sekiz büyük ayağın taşıdığı bir kasnağa oturur; böylece bütün harim bir bakışta kavranabilir. Sinan, kendi yapılarının kaydı olan Tezkiretü'l-Bünyan'da bu kubbenin Ayasofya'nınkini geçtiğini yazmıştır. 70,89 metre yüksekliğindeki dört minarenin her birinde üç şerefe vardır. Mermer mihrap ve minbere, on iki mermer sütun üzerindeki müezzin mahfiline ve İznik'te yapılmış sıraltı çinilere de bakın.

Terasın altında, gelirleri camiyi ayakta tutsun diye III. Murad döneminde yapılmış kapalı çarşı, arasta uzanır: 256 metre, yetmiş üç kemer, 124 dükkân. İl müdürlüğüne göre esnaf her sabah arastanın küçük dua kubbesinin altında toplanır, dürüst ticaret yapacağına yemin ederdi.

Dış avludaki medreseler bugün müzedir. Güneybatı köşesindeki Darülkurra'da Vakıf Eserleri Müzesi bulunur; burada Selimiye Vakıf Müzesi adıyla da kayıtlıdır: Edirne ve Kırklareli çevresindeki vakıf yapılarına bir zamanlar bağışlanmış eşyalar maden, çini, ahşap, hat ve usturlaplı saatler odalarına ayrılmıştır. Edirne'nin ilk müzesi 1925'te caminin güneydoğusundaki Darülhadis'te kuruldu; bina bugün Türk ve İslam eserlerini sergiler, avlusunda on beşinci yüzyıla ait mezar taşlarıyla yeniçeri mezar taşlarının arasında anıtsal bir porsuk ağacı durur. Doğu kapısına elli metre mesafedeki Edirne Müzesi, Trak atlı stellerinden Enez'in figürlü amforalarına ve yeniden kurulmuş bir Edirne gelin odasına kadar arkeoloji ve etnografyayı kapsar.

Eski Camii, Üç Şerefeli ve eski merkez

Eski Camii ikisinden de eskidir. Süleyman Çelebi 1403'te başlatmış, I. Mehmed 1414'te tamamlamıştır; Türkçe Vikipedi onu Edirne'de özgün biçimiyle günümüze ulaşan ilk anıtsal yapı olarak tanımlar. İmamlar, rivayete göre burada vaaz veren Hacı Bayram Veli'ye saygıdan minberini kullanmaz; mihrabın yanında Kâbe'den geldiğine inanılan bir taş vardır. Çelebi Sultan Mehmed'in Eski Camii'ye gelir sağlamak için 1417–18'de kurdurduğu bedesten, kurşun kaplı on dört kubbeli bir yapıdır ve hâlâ çarşı olarak kullanılır; Evliya Çelebi buradaki mücevherlerin birkaç Mısır hazinesi değerinde olduğunu ileri sürmüştür.

II. Murad, Üç Şerefeli'yi erken Osmanlı mimarisinden klasik döneme geçişte, 1433 ile 1447 arasında yaptırdı. Yirmi dört metre çapındaki merkezî kubbesi, enine yerleştirilmiş bir harimde altı desteğe oturur; Sinan bu planı sonra İstanbul'da daha ileri götürmüştür. İl müdürlüğü revaklı avlusunu Osmanlı mimarisindeki ilk revaklı avlu sayar. Camiye adını veren üç şerefeli minare 67,62 metre yükselir ve her şerefenin kendi merdiveni vardır. Aynı külliyenin Saatli Medresesi'nde 2021'de açılan Fatih Sultan Mehmet Müzesi, şehzadeliğinde bu binada okuduğu söylenen II. Mehmed'in hayatını anlatır.

Sinan'ın Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa için yaptığı kervansaray, 1972'deki restorasyonundan beri otel olarak kullanılır; bu çalışma 1980 Ağa Han mimarlık ödülüyle onurlandırılmıştır. 1609 tarihli Ekmekçizade kervansarayında dört müze bulunur; bunlardan birinde 36 Osmanlı padişahının hepsi silikon figür olarak sergilenir. Makedonya Kulesi, Roma kenti Hadrianopolis'ten ayakta kalan en büyük parçadır. 1905 yangınından sonra yeniden yapılan Büyük Sinagog, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün restorasyonunun ardından 26 Mart 2015'te yeniden açıldı; Türkçe Vikipedi onu Türkiye'nin en büyük sinagogu olarak anar. Eski evler için Kaleiçi'nin dar sokaklarında dolaşın; Bakanlığın Edirne'de ayakta kalan en eski konut yapısı saydığı Necmi İğe Evi'nde, kız istemeden kına gecesine kadar geleneksel bir düğün adım adım canlandırılır.

Tunca kıyısında II. Bayezid Külliyesi

II. Bayezid, Tunca kenarındaki Yeniimaret'te mimar Hayreddin'e dört yılda bir külliye yaptırdı: 1488'de tamamlanan külliyede, yüze yakın kubbenin altında cami, darüşşifa, tıp medresesi, tabhane, imaret, hamam ve köprü vardır. Gitmenin asıl nedeni darüşşifadır; müzeye göre daha önce hiçbir yerde benzeri yoktu. Ruh hastalıkları burada müzik, akan su ve kokularla tedavi edilir, haftada üç gün on kişilik bir sazende ve hanende topluluğu gelir, her rahatsızlık için ayrı bir makam seçerdi. Darüşşifa 400 yıl boyunca hasta kabul etti.

Trakya Üniversitesi darüşşifa ile tıp medresesini bir sağlık müzesine dönüştürdü; müze 2004'te Avrupa Konseyi müze ödülünü aldı. Koğuşları mankenler doldurur, ruh hastalıklarına ayrılmış altıgen bölüm fenerli bir kubbenin altındaki havuzun çevresinde düzenlenmiştir; tıp medresesinde bir merdiven, öğrencilerin bir zamanlar uygulamaları izlediği bir galeriye çıkar.

Saray alanı ve köprüler

Sarayiçi'nde, bir zamanlar Tunca kenarında 120 hektar kadar alan kaplayan Edirne Sarayı'ndan geriye pek az şey kaldı. Ayakta kalanlardan biri, Sinan'ın 1561'de Kanuni Sultan Süleyman için yaptığı, Divan-ı Hümayun'un bir zamanlar toplandığı dört katlı Adalet Kasrı'dır. Sinan'ın Kanuni Köprüsü saray alanını şehre bağlar; Sarayiçi Balkan Şehitliği de 1913'te orada aç ve susuz bırakılan 20.000 kişiyi anar.

Nehirler Edirne'ye art arda Osmanlı köprüleri kazandırır. Tunca üzerinde, bir Bizans geçidini yeniden yaptıran uç beyinin adını taşıyan Gazi Mihal Köprüsü, 1421 tarihli Gazi Mihal Camii'nin karşısındadır; Yıldırım Köprüsü 1544'te Süleyman için onarılmıştır; Karaağaç yolundaki on gözlü Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü ise Sultanahmet Camii'nin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa'nın eseridir. Meriç üzerinde, Abdülmecit döneminde 1847'de bitirilen 261 metrelik Meriç Köprüsü şehirde yapılan son Osmanlı taş köprüsüdür; ayaklarında karşılıklı iki ejderhaya ve üç sıra taş kuş tüneğine bakın.

Meriç Köprüsü'nün öte yanında, nehir boyunca piknik alanlarıyla Karaağaç uzanır. Orada Lozan Anıtı'nın üç sütunu, Karaağaç'ı yeniden Türk topraklarına katan antlaşmayı anar; yanında Millî Mücadele ve Lozan Müzesi vardır. Edirne doğumlu heykeltıraşın adını taşıyan İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi ise eski Karaağaç tren istasyonunun yanındaki tarihî bir konaktadır.

Balkan Savaşı tabyaları

İki yer, Balkan Savaşı'nda Edirne'nin nasıl savunulduğunu anlatır. 1886 ile 1888 arasında yapılan ve şehri çevreleyen iki düzine top tabyasının en büyüğü olan Hıdırlık, Şükrü Paşa'nın karargâhıydı; yer altında on sekiz top odası ve 120 metrelik bir tüneli vardır, müzesinde dönemin silahları ve üniformaları sergilenir. Şükrü Paşa'nın mezarı ve anıtı, Edirnelilerin sakladığı eşyaların sergilendiği küçük bir müzenin yanında, Kıyık Tabya'dadır.

Daha uzakta: Uzunköprü, Enez, Gala Gölü ve Saros kıyısı

Uzunköprü'de Ergene üzerindeki taş köprüye II. Murad döneminde 1427'de başlandı, köprü 1443'te açıldı; bugün 1.272 metre uzunluğundadır ve il müdürlüğü onu dünyanın taş köprüleri arasında uzunlukta birinci sayar. 174 kemerinden 164'ü ayaktadır, ayaklarında oyma bir aslan ve bir fil bulunur ve köprü hâlâ kullanılmaktadır.

Meriç'in Ege'ye ulaştığı Enez'de kale, camiye dönüştürülmüş on ikinci yüzyıldan kalma bir bazilikayı, Enez Ayasofyası'nı çevreler; 1965 depreminde yıkılan yapı yeniden ayağa kaldırıldı ve 2021'de ibadete ve ziyaretçilere açıldı. Enez ile İpsala arasındaki Gala Gölü Millî Parkı'nda, aralarında tepeli pelikan ve ak kuyruklu kartalın da bulunduğu 232 kuş türü sayılmıştır. Keşan'ın güneyinde, Saros Körfezi'nde Gökçetepe Tabiat Parkı'nın 3,5 kilometrelik kıyısında altı koy vardır; Danişment meşelerin altında büyük bir kamp alanıdır, Erikli'nin de plajı vardır. Keşan'ın kendisinde ise kent müzesi, halkın Eski Hastane diye bildiği binayı doldurur.

Bu yazıyı paylaş