Genel bakış
Semte adını veren türbe budur ve kaynak, Osmanlıların kentte yaptığı ilk yapı olarak anar: II. Mehmed onu fetihten hemen sonra, 1454-55'te yaptırmıştır. Eyüp Sultan Camii'nin kuzey yanında, iç avlunun hemen önünde yer alır.
Burada yatan kişi, Medineli ve Hazrec'in önde gelen kollarından birinin başı olan Halid bin Zeyd, yani Ebu Eyyub el-Ensari'dir. Hicretten iki yıl önce Mekke'de Peygamber'le karşılaştı ve Müslüman oldu. Peygamber 622'de Medine'ye vardığında her hane onu konuk etmek istedi; o, devesinin seçmesine izin verdi ve deve Halid bin Zeyd'in evinin önünde çöktü; Peygamber mescit tamamlanana kadar yedi ay orada kaldı.
Bu olay, türbenin ziyaretçiler için neden önemli olduğunu açıklar: Peygamber'e ev sahipliği yapan adam Haliç'in başında yatmaktadır ve çevresindeki külliye — cami, avlular, mezarlık — bu tek yapıdan doğmuştur.
Bu kente hacı olarak değil, bir orduyla geldi ve Haliç'in başına gömülmesi de böyle oldu. Müslüman olduğu günden itibaren Peygamber'in yanından ayrılmadı ve bütün seferlerinde sancağını taşıdı. 668-69'da Süfyan bin Avf komutasındaki bir Müslüman kuvvet Konstantinopolis'in karşısına çıktı; kent kuşatıldı ve kuşatma sürerken hem Süfyan bin Avf hem de Halid bin Zeyd öldü. O sırada yaşlıydı ve uzun yolculuklardan yıpranmıştı, yatağa düşmüştü; semtin anlatısı bir rivayette dizanteri, bir başkasında astım der. Bugün türbenin durduğu yere gömüldü.
O mezarın yaklaşık sekiz yüzyıl sonra bulunması, alanın üzerine kurulduğu hikâyedir ve anlatı bunu iki rivayetle verir. II. Mehmed kuşatma sırasında çadırını Topkapı'nın karşısına kurmuş ve orduyla birlikte gelen şeyh Akşemseddin'den onu bulmasını istemişti. Evliya Çelebi'den alınan rivayette şeyh seccadesini serdi, iki rekât namaz kıldı, sonra o kadar uzun süre eğik kaldı ki seyredenler başarısızlığını uykunun ardına sakladığını söylediler; başını kaldırdığında sultana, seccadenin Tanrı'nın takdiriyle tam mezarın üzerine serilmiş olduğunu söyledi. Müritlerinden üçü sultanla birlikte orayı kazdı ve yaklaşık üç arşın derinlikte, Kûfî yazıyla Ebu Eyyub el-Ensari'nin mezarını belirten sözlerin yazılı olduğu, kare biçimli yeşil bir porfir levha çıktı. İkinci rivayette şeyh, her gece o mahalleye bir ışığın indiğini gördüğünü söyledi ve yeri baş ucuna bir, ayak ucuna bir çınar dikerek işaretledi; Mehmed onu sınamak için iki ağacı söktürüp iç avlunun teraslı zeminine yeniden diktirdi ve kendi yüzüğünü mezara gömdürdü, bunun üzerine şeyh ağaçların yanından geçip doğruca mezara yürüdü ve asasını tam ortasına sapladı. Anlatıya göre iç avludaki, iki çınar taşıyan, yükseltilmiş ve duvarla çevrili platform bu hikâyeye aittir ve ayak altında çiğnenmesin diye çevrilip yükseltilmiştir.
Yapı tek kubbeli ve sekizgendir; kapısı II. Mehmed'in kendi zamanında ahşaptan yapılmıştır. İç avlu ile türbe girişi arasında, bronz parmaklığı I. Ahmed için yapılmış ve özgün olan Hacet Penceresi bulunur; avluya bakan yüzünün üstünde bir kitabe uzanır, iç yüzünde ise devenin kendi başına bırakılmasına dair rivayet yazılıdır ve bu, ziyaretçiyi Medine'deki evin hikâyesine geri götürür. Girişin solunda, bir noktaya kadar giden ve orada genişleyen bir koridor vardır; iki yanında birer Kur'an okuma odası bulunur ve iki yan duvarı çeşitli renk ve desenlerde nadir çinilerle kaplıdır. Anlatı buradaki hattı dünyanın en güzelleri arasında sayar ve ayeti bir Sultan Selim'in nazmettiği, Yesarizade Mustafa İzzet Efendi'nin yazdığı bir panoyu ayrıca anar.
Yüzyıllar boyunca yeni bir sultan kılıcını burada kuşandı; bu da mezarın çevresindeki yapıların neden bu kadar görkemli olduğunu açıklar. Bugünkü Eyüp Sultan Camii'nin yerinde, kuşatmanın ilk günlerinden fetihe kadar toplu cuma namazları kılındı ve Sancak-ı Şerif, Patrona isyanının asileri onun peşine düştüğünde hemen Topkapı Sarayı'na taşındığı 1730'a kadar türbede tutuldu; kutularından ikisi burada durur. Kılıç kuşanma, cülustan sonra belirli bir aralıkla gerçekleşmezdi — Mehmed Reşad için on dördüncü gün, II. Abdülhamid için sekizinci, Mecid için on birinci, II. Ahmed için yirmi birinci gün — ve kuşatan kişi de değişirdi: baş hukukçu 1603'te I. Ahmed'i ve IV. Mehmed'i kuşattı, 1730'da ise Peygamber soyunun başkanı I. Mahmud'u Peygamber'e atfedilen kılıçla kuşattı. III. Selim saltanatının yedinci günü Edirnekapı'dan karadan geldi ve denizden döndü; II. Mahmud karadan geldi, atası II. Mehmed'in türbesinde durdu, caminin hünkâr mahfilinde namaz kıldı, ardından Peygamber'in kılıcını sağ yanına, atası Osman'ın kılıcını sol yanına kuşandı ve tekneyle döndü. Bu törenlerin sonuncusu, 1909 Nisan'ında, Mehmed Reşad'ı Söğütlü vapuruyla Haliç'e çıkardı; Dolmabahçe açığındaki zırhlılardan ve yine tersanedeki savaş gemilerinden yirmi bir pare top atışıyla selamlandı.
Ne zaman gidilmeli
- İklim
- Across İstanbul as a whole, monthly mean temperatures run from 6.8 °C in January to 24.7 °C in August; the mean stays between 15 and 25 °C in May, June, July, August, September and October; rainfall is heaviest in December (99 mm) and lightest in July (22 mm). Long-term means for 1950-2025 from the Turkish State Meteorological Service (MGM).






