Genel bakış
Türbe, Defterdar Mahmud Çelebi'nin Eyüp'te kendisi için yaptırdığı caminin arkasında, Defterdar Caddesi ile çömlekçiler mahallesinin arkasındaki sokak arasında yer alır. Kapalı bir oda değil, açık bir çardaktır: sekizgen bir kasnak üzerinde küçük bir kubbe, elmas kesimli başlıklara sahip dört mermer sütunla taşınır; sütunların arasını, alt ve üst kısımlarda dilimli mermer kemerler ve oyma mermer şebekeler doldurur.
İçeride, kitabesi "Defterdar Mahmud Çelebi Efendi"nin ruhuna dua isteyen ve 953 (1546) yılını veren kırık bir mezar taşının altında mermer bir lahit durur. Eyüpsultan Belediyesi'nin sayfası, taşın büyük olasılıkla sonradan yenilendiğini belirtiyor. Türbe 1970'e kadar kiremitle örtülüydü; o yıl çimento sıvayla kaplandı.
Mahmud Çelebi, Kanunî Süleyman'ın iki kez başdefterdarı oldu: 944'te (1537) atandı ve 949'da (1542) azledildi, ardından 951'de (1544) yeniden atandı ve 953'te (1546) ölümüne kadar bu görevde kaldı. Hattat Şeyh Hamdullah'ın yanında yetişmişti ve kendisi de hattattı; cami Mimar Sinan'ın eseridir, ilk yapıldığında kubbeliydi, 1179 (1766) depremiyle yıkıldı ve ahşap tavanlı olarak yeniden yapıldı.
Eyüpsultan Belediyesi'nin sayfası bu yerin seçilmesi için bir sebep öne sürüyor: Abdülvedûd'un türbesi ve camii aynı hat üzerinde yaklaşık üç yüz adım ileridedir ve Mahmud Efendi'nin babasına yakın olmak için buraya yaptırdığı düşünülür. Türbenin çevresindeki mezarlıkta başka mezar taşları da vardır; kimi tarihsizdir, biri ise ilk satırdan sonrası okunamaz durumdadır.
Yapıların çevresindeki yaklaşım değişmiştir. Avlunun iki sokağın her birinde birer kapısı vardı; yalnızca Defterdar Caddesi'ndeki kalmıştır ve yol 1973'te yükseltildiğinden beri bu iki söveli kapı yolun altında bir çukurda durur. Kapının sağında, toprağa gömülü olarak 1543 tarihli Defterdar Çeşmesi bulunur. Kapının üzerinde, kurucunun kendi eliyle yazılmış, üç sıra hâlinde sekiz satırlık bir Arapça kitabe uzanır; ebced tarihi 1540'ı verir. Cami kesme taştandır ve kapısının önünde, caminin kendisiyle birlikte örtülü dört mermer sütunlu bir son cemaat yeri vardır; dönüşümlü mermer kemerli kapının üzerinde yine Mahmud Çelebi'nin elinden çıkma, 1541 tarihli üç satırlık bir kitabe yer alır; iki yanında şehadet kelimesi, üstünde ise kûfî yazıyla Mahmud adı bulunur. Minare sağdadır ve tamamen kesme taştandır. Mihrap duvarındaki, depremden kalan çatlak hâlâ durmaktadır. 1970'te avlu duvarları geri çekildi ve mezarlık biraz küçültüldü.
Hadîkatü'l-cevâmi' yazarı, adamı daha iyi tanıtan ayrıntılar ekler. Mahmud Efendi'nin Varna'da da bir mektebi vardı ve hattat Şeyh Hamdullah'ın yanında yetiştikten sonra güzel yazı ustasıydı; caminin minare alemine bir hokka ile kalem konmuştu ve zamanla kalem kaybolunca yalnızca hokka kaldı; kalem, 1766'daki büyük depremden sonraki esaslı onarımda yerine konuldu. Caminin önündeki geniş iskele, camiden dolayı Defterdar İskelesi olarak anılır oldu. Avludaki ahşap medrese, mütevellinin kararıyla oda oda evli erkeklere kiraya verildi, mektep kaldırılıp yerine kiralık evler yapıldı ve daha sonra deniz tarafındaki kapının üzerine ahşap bir mektep yapıldı. I. Abdülhamid'in saltanatının başlarında, 1774 ile 1789 arasında, Defterdar İskelesi'nin iki yanına kahvehaneler ve dükkânlar yapıldı ve burası bir çarşı hâline geldi; bu dükkânlar ve bu çarşı, Haliç kıyıları açılırken 1985'te yıkıldı. Avludaki ahşap medreseden ve çömlekçiler mahallesinin arkasındaki sokak kenarında bulunan taş mektepten geriye hiçbir şey kalmamıştır.
Nazlı Mahmud Çelebi olarak da bilinen Mahmud Çelebi İstanbulluydu. Türbesinin önünde üzerinde yazı da tarih de bulunmayan üç küçük mermer lahit durur; belediyenin sayfası bunların, Defterdar İskelesi'nin yanındaki sahil saraylarında ölen hanedan çocuklarına ait olabileceğini ileri sürüyor. Mezarlıkta okunabilen mezar taşları arasında şunlar vardır: Şah Sultan'ın hizmetkârı Üftade Kalfa'nın, Şubat 1796 tarihli; Şah Sultan'ın bir başka hizmetkârı ve sadrazam kaleminden İbrahim Halidi Efendi'nin eşi Melek Zat Kadın'ın, 1789 tarihli; Arif Paşa'nın oğlu, 1857'de gömülen, genç yaşta ölen ve taşında Mevlevi sikkesi bulunan İbrahim Edhem Bey'in taşı; ve aynı mezarda, Nakşibendî tarikatından ve maliye dairesinden, Ahmed Zekeriyya Paşa'nın torunu Zekeriyya Bey'in, 1883 tarihli taşı.
Ne zaman gidilmeli
- İklim
- Across İstanbul as a whole, monthly mean temperatures run from 6.8 °C in January to 24.7 °C in August; the mean stays between 15 and 25 °C in May, June, July, August, September and October; rainfall is heaviest in December (99 mm) and lightest in July (22 mm). Long-term means for 1950-2025 from the Turkish State Meteorological Service (MGM).






