İstanbul Boğazı, Karadeniz'i Marmara Denizi'ne bağlayan ve İstanbul'u Avrupa ve Asya yakalarına ayıran, yaklaşık 30 km uzunluğunda dolambaçlı bir deniz geçididir. Karadeniz çevresindeki ülkeler için Akdeniz'e açılan tek çıkıştır; iki yakadaki yerleşik kıyılara Boğaziçi denir. Eski adı Bosporos, Yunancada öküz ve geçit anlamına gelen sözcükleri birleştirir; mitoloji bu adı, Zeus'un bir düveye dönüştürdüğü ve boğazı burada yüzerek geçen Io'ya bağlar.

İki kıyı birbirine en çok Rumelihisarı ile Anadoluhisarı arasında, bir kilometreden az bir mesafeyle yaklaşır; burada iki kale, Rumeli Hisarı ile Anadolu Hisarı, hâlâ karşı karşıya durur. En derin sular Bebek ile Kandilli arasındadır. Boğaz on iki keskin dönemeç yapar ve akıntılarıyla ünlüdür. Karadeniz'den gelen, daha az tuzlu su yüzeyden güneye akar ve en güçlü hâlini Kandilli'den güneye doğru orta kesimlerde alır; Marmara'nın daha ağır ve daha tuzlu suyu ise dipten kuzeye akar. Güçlü güney rüzgârları Marmara suyunu boğazın ağzına yığdığında orkoz denen ters bir yüzey akıntısı oluşabilir; bu akıntı bazen şehir vapurlarını durduracak kadar güçlüdür. Tuzluluğu ve sıcaklığı farklı denizleri birbirine bağladığı için boğaz balıkların da göç yoludur: İstanbul'da en sık görülen türler palamut, lüfer, istavrit ve orkinostur.

On sekizinci yüzyılda padişah ve sarayı tarihî yarımadadan bu kıyılara yöneldi; kıyılarda ayakta kalan sarayların en bilinenleri Dolmabahçe, Çırağan ve Beylerbeyi'dir, bunlara Küçüksu, Beykoz ve Adile Sultan gibi kasırlar eşlik eder. Aralarında Osmanlı seçkinlerinin ahşap sahil konakları olan yalılar dizilir: üst katları konsollar üzerinde denizin üzerine taşan, önden suya açık, arkadaki sokağa doğru yüksek duvarlarla kapalı, çoğunlukla iki katlı uzun evler; kayıkhaneler, deniz hamamları ve balıkhaneler onları tamamlar. Her kıyının kendi sakinleri vardı: Beşiktaş, Ortaköy ve Kuruçeşme'de padişahlar ve devlet adamları, Bebek'te Bâbıâli memurları, Arnavutköy'de gayrimüslim aileler, Yeniköy, Tarabya ve Büyükdere'de elçiliklerin ve yabancıların yazlıkları. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra pek çok sahibi yalısının bakımını artık karşılayamadı; yalıların önemli bir kısmı el değiştirdi ya da yangınlarda yok oldu.

Bugün boğazı üç asma köprü geçer: Ortaköy ile Beylerbeyi arasında 1973'te tamamlanan, eski adı Boğaziçi Köprüsü olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü; Rumeli Hisarüstü ile Kavacık arasındaki 1988 tarihli Fatih Sultan Mehmet Köprüsü; ve Sarıyer'deki Garipçe ile Beykoz'daki Poyrazköy arasındaki Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Suyun altından geçen Marmaray demiryolu tüneli şehrin iki yakasını trenle birbirine bağlar.

Nasıl gidilir

Boğazı görmenin en kolay yolu denizden bakmaktır. Eminönü hem Boğaz hatlarındaki vapurların hem de Boğaz turu yapan gezi teknelerinin kalkış noktasıdır; şehir vapurları, yolcu motorları, deniz taksileri ve araba vapurları da iki yaka arasında karşıya geçer.

Ne zaman gidilmeli

İklim
İstanbul ili genelinde aylık ortalama sıcaklık Ocak ayında 6,8 °C ile Ağustos ayında 24,7 °C arasında değişiyor; ortalama Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında 15 ile 25 °C arasında kalıyor; yağış en çok Aralık ayında (99 mm), en az Temmuz ayında (22 mm) düşüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) 1950-2025 dönemi uzun yıllar ortalamaları.Kontrol: 22 Eylül 2026