Genel bakış
İstanbul'daki bütün türbeler arasında çinileri için görülmesi gereken türbe budur. Eminönü yakınında aynı adı taşıyan mahallede, Mahmud Paşa Camii'nin mihrabının önünde yer alır; kompleksi yaptıran II. Mehmed'in sadrazamı için 1473'te inşa edilmiştir. Gösterişsiz bir kapıda üç satırlık bir inşa kitabesi ve yanında 1730 tarihli bir onarım kitabesi vardır.
Plan, kasnaksız bir kubbenin altında sekizgendir. Sekiz yüzün her biri saçak silmesine kadar yükselen bir çerçevenin içine alınmıştır; onun içinde ikinci bir silmeli çerçeve, biri üstte biri altta iki pencere taşır — alttaki dikdörtgen, sivri tympanonlu ve kendi silmeli, üstteki sivri kemerlidir. Alt pencerelerin üstüne kadar duvarlar düz küfeki taşıdır; bunun üstünde duvarlar kakmalıdır: taş oyulmuş ve oyuklara turkuaz ile lacivert çiniler aynı biçimlerde yerleştirilmiştir. Selçuklu tarzındaki bu çini işi, şehirde başka hiçbir yerde bulunmaz.
İç mekân buna karşılık çok sadedir. Ahşap zeminin altında özgün tuğla döşeme durur. Ortada, mermer bir kaide üzerinde Mahmud Paşa'nın sandukası, kapıya doğru ise oğluna ait daha küçük bir sanduka yer alır. Yapı 1827'de ve yine 1949 ile 1950 arasında onarılmış, her iki seferde de çini kaplamaya dokunulmamıştır. Cami ile türbe arasındaki mezarlıkta saray mensupları ile üst düzey din ve devlet adamları yatar.
Türbe büyük bir vakfın yalnızca bir parçasıydı ve ondan nelerin ayakta kaldığını bilmek mahalleyi okumayı kolaylaştırır. İnşaat 1460'ların başında başladı ve 1473-74'te bitti; külliyede o zaman bir cami, türbe, çifte hamam, han, medrese, aşevi, sıbyan mektebi ve niteliği tam olarak bilinmeyen bir divan vardı; bir çeşme ile bir sebil sonradan eklendi. Bunların içinden cami, türbe, han, hamamın erkekler bölümü ve medresenin derslik bloğu günümüze ulaşmıştır. Cami, ana kapısı üzerindeki Arapça kitabeye göre 1463'te tamamlanmış olup İstanbul'un en eski camilerinden biridir; kapısı helezonik rumi işiyle süslüdür. Hadîkatü'l-cevâmi', caminin adı kesin bilinmeyen bir kilisenin yerine yapıldığını kaydeder, ancak maddede bunu destekleyecek bir bilgi bulunmadığı da belirtilir. Planı zaviye ya da tabhane türündedir ve bazı özelliklerde bu türün önceki camilerinden ayrılır. Mukarnas başlıklı, anıtsal mermer portalı, her iki yanında 1755-56 tarihli sekiz satırlık Türkçe onarım kitabesi bulunan inşa kitabesini taşır.
Camiin batısındaki hamam, bugünkü kullanımıyla bile bulunmaya değer. Kapı kitabesi 1466-67'yi verir; madde onu Edirne'deki Tahtakale Hamamı ile başlayan büyük hamam ölçeğinin zengin bir devamı ve İstanbul'un en eski hamamlarından biri sayar. Çifte hamam olarak yapılmıştır; kadınlar bölümü 1755'te bir yangında harap olmuş, 1878'de yıkılmış ve yerine Abud Efendi Hanı yapılmıştır. Ayakta kalan erkekler bölümünde soğukluk, mukarnaslı kapı nişi ve cephesiyle anıtsal bir görünüme sahiptir; soyunmalığa doğru oluklu yarım kubbeli küçük kubbeli mekânın düzeni de alışılmışın dışındadır. Sıcaklık, beş kenarında nişler, ondan açılan iki yan eyvan ve bu eyvanları çevreleyen dört halvet ile sekizgen olarak tasarlanmıştır. Yapı 1953'te onarılmış, bir süre yeniden hamam olarak çalışmış, sonra depo olmuş ve 1990'larda çarşıya çevrilmiştir.
Han, grubun en nadir hayatta kalanıdır. Bugün Kürkçü Han olarak daha çok bilinen Mahmud Paşa Hanı'nın, onun 1456 ile 1467 arasındaki ilk sadrazamlığı sırasında hamamla birlikte yapıldığı düşünülür ve on beşinci yüzyıldan kalan tek handır. İki katlı ve iki avlulıdır; büyük kare avluda bir zamanlar Hacı Küçük'ün kurduğu küçük bir mescit bulunurdu, kuzeydeki küçük avlu ise ağır biçimde harap olmuştur. Yangınlar yapıya zarar vermiş ve defalarca onarılmıştır. Caminin doğusunda 1472-73'te yapılan medrese yıkılmış, yalnızca 6,80'e 7,50 metrelik dersliği kalmıştır; planı az bilinir, ancak şehrin büyük medreselerinden biri olduğu anlaşılır ve içinde öğrencilerin kullanımı için bir kütüphane kurulmuştur. Arsasının geri kalanında şimdi bir ilkokul vardır. Külliyenin kendi sıbyan mektebinden ve aşevinden hiçbir iz kalmamıştır; divanın ayrı bir yapı mı yoksa caminin içindeki odalarda çalışan bir kurum mu olduğu ise çözülmemiştir. Cami avlusunun doğu kapısının önünde, sivri kemerli nişli yüzlerinden üçünde suyu bulunan dört yüzlü bir halk çeşmesi vardır; saray mensubu Hacı Mustafa Ağa'nın avlunun Nuruosmaniye tarafına yaptırdığı 1616 tarihli bir başka çeşme sonradan kaldırılmış, avluda yaptırdığı sebil de günümüze ulaşmamıştır.
Ne zaman gidilmeli
- İklim
- Across İstanbul as a whole, monthly mean temperatures run from 6.8 °C in January to 24.7 °C in August; the mean stays between 15 and 25 °C in May, June, July, August, September and October; rainfall is heaviest in December (99 mm) and lightest in July (22 mm). Long-term means for 1950-2025 from the Turkish State Meteorological Service (MGM).






